Zor Bir Konu – Evlilik

Aile Yaşamı
Sosyal Medya
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 3
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    3
    Shares

Geleneksel aile ne harika bir aile tipidir. Kitaplarda okuyoruz artık onları. Dede ve nine soba başında oturur, anne sofrayı hazırlar, çocuklar okullarından, baba işten gelir, hep beraber sofraya geçilir. Herkesin yüzü güler. Günümüzün aileleri her zaman bu kalıba birebir uymasa da, aynı sıcaklıkta bir aile ortamı yine de mümkün olmalı. Ama ne yazık ki o aileyi artık çevremizde pek göremiyoruz. Kitaplarda kalmış gibiler. Bir yerlerde hâlâ yaşıyorlarsa da kimse onları tanımıyor. Ben evlilik kurumunun tüm dünyada işlevini yitirmeye başladığını düşünenlerdenim.

Şimdi o geleneksel aileye bakalım. Eşini döven, aldatan, ilgisiz kocalar; sürekli ezilen, evlilikten ümidini kesmiş, evli olmanın çocuk doğurmaktan ve onlara bakmaktan ibaret olduğunu düşünen kadınlar. Ya sürekli bir baskı ve ilgisizlik yüzünden sinir küpü olmuş ya da tümden şımartılarak dünyadan bihaber hâlde büyümek zorunda bırakılmış çocuklar.

Dedelerin, ninelerin durumuna ne demeli? Artık bir yük olarak görülüyor, huzur evlerinde huzursuz hayatlar sürmeye terk ediliyor veya çocuklarının ‘sen alacaksın’, ‘biraz da sen bakacaksın‘ atışmalarına tanık olmak zorunda kalıyor çoğu.

Ne oldu o geleneksel aileye? Ucuz gazetelerin ucuz haberlerine bir bakın, bu aileye ne olduğu orada yazıyor. Kutsal Kitap’a baktığımızda görüyoruz ki, evlilik kurumu insanlara verildiği zaman çok önemli amaçlara hizmet ediyordu.  Hâlâ da durum budur aslında. İyi incelersek yukarıda sözü edilen bütün sorunların, evliliğin bu iyi amaçlarından saptırıldığı zamanlarda ortaya çıktığını görürüz.

Kutsal Kitap’taki anlatıma göre

Kutsal Kitap’taki anlatıma göre, ilk tasarlandığında ve Tanrı tarafından erkek ve kadına armağan edildiğinde evliliğin bir amacı vardı. (Ve evet, çoğu yanlış inanışın aksine evlilik bir armağandır. Hem de Tanrı’dan gelen bir armağan.)  Kutsal Kitap’ın ‘Yaratılış’ bölümünde Tanrı, insanın yalnız olmasının iyi olmadığını, ona bir eş gerektiğini söyler. Yine aynı sayfalarda Tanrı’nın kadın ve erkeği, ya da insanlığın ilk evli çifti olan Adem ve Havva’yı kutsadığını okuyoruz: “Tanrı onlara, ‘Verimli olun, çoğalın’ dedi.”

Yani Hristiyan inancına göre aile Tanrısal bir kavramdır. Evlilik bir bereket kaynağı olarak insanlara armağan edilirken verimlilik, bolluk ve hayatın paylaşılması amaçlanmıştır. Bu yüzden de eşlerin birbirlerine ve topluma verdikleri evlilik sözü kutsal ve saygın olmalı. Biz olur olmaz sebeplerle boşanarak veya “eşcinsel evlilik” gibi kavramlar icat ederek bu kurumu yozlaştırmazsak, öyledir de.

İstatistiklere baktığımızda boşanma sayısının son yıllarda tavan yaptığını görüyoruz. Bu düşündürücü değil mi? Evlilikle ilgili olarak Kutsal Kitap iki önemli kavrama vurgu yapar.

“Bunun gibi, ey kadınlar, siz de kocalarınıza bağımlı olun” (1.Pet. 3:1).

“Bunun gibi, ey kocalar, siz de karılarınıza saygı gösterin. Koca karısına saygı göstersin, kadın da kocasını sevsin” (1.Pet. 3:7).  Bu iki kavramın da tek taraflı olmadığını vurgulayalım. Eşler birbirlerine saygı duymalı ve birbirlerini sevmeli, bu sevgiyi de her zaman gösterebilmelidirler.

Şimdi birisi çıkıp, “O kadar aile danışmanlığı, yıllar süren konsültasyonlar, kavgalar, dövüşler anlaşmazlıklar, baba evine gidip geri dönmeler, hepsi bu ikisi olmadığı için mi?” diye sorabilir.

Evet, öyle. Deneyin, uygulayın. Evliliğinde bu iki faktöre önem veren çiftlerin mutlu olduklarını, böyle evliliklerin hiçbir zaman yıkılmadığını göreceksiniz. Gazetelerin üçüncü sayfalarındaki iç karartıcı haberlerin, sık sık tanık olduğumuz boşanma olaylarının çoğu, eşler arasındaki sevgi ve saygının eksikliğinden kaynaklanıyor.

Kolay gibi görünüyor ama uygulamak çok zor. Eşiniz hoşunuza gitmeyen bir şey yaptığında ona saygı duymak veya onu sevmek genellikle zordur. Ancak Kutsal Kitap’ın iddiası şu: her durumda birbirinizi seven veya saygı duyan çiftlerin evlilikleri sağlıklı şekilde gelişiyor, bu yuvalar zorlu sınavlardan geçseler de ve asla yıkılmayacak şekilde sağlam kalıyorlar.

Yaşanmış, hayata geçirilmiş mi?

“Yaşanmış, hayata geçirilmiş mi?” diye sorarsanız, Mesih’e iman etmiş neredeyse bütün çiftleri örnek gösterebilirim. Kutsal Kitap, sevginin kaynağı olarak Tanrı’yı gösteriyor ve inananlara evlilik konusunda zengin bir ruhsal kaynak sunuyor.  Bu “yöntemin” başarı oranı %100’dür. Bu uygulama iyi, ilgili anne babalar, iyi yetişmiş çocuklar (“çocuklar kötü evliliklerden etkileniyor” tezi güneşin sıcak olduğu kadar gerçek) ve saygı duyulup sevilen nine ve dedeler üretecek, emin olabilirsiniz.

Çocuklar geleceğin anne babalarıdır ve sizden nasıl bir evlilik gördülerse evlerinde eşlerine ve çocuklarına onu uygulayacaklar. Yani evliliğinizin Tanrı’nın yarattığı ilk halinden kilometrelerce uzak olduğunu düşünüyorsanız, eğer evliliğiniz bereketten çok kavga-dövüş ve üzüntü üretiyorsa, size tavsiyem İncil’e başvurmanız.

Çünkü onu yapan kişi kullanma klavuzunu da içinde okunması için bırakmış.


Sosyal Medya
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 3
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    3
    Shares
Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir