Hasta Yakını Olmak – Refakatçilik

Sosyal Yaşam

Çok sevdiğimiz bir dostumuzun ya da yakın bir aile ferdimizin, ciddi bir hastalığa yakalanması, hiç de sıradan bir durum değildir. Hasta yakını olmak kolay bir şey değildir gerçekten. Belki hastamız hastanede yatmıyor olabilir. Ama yine de refakatçilik hasta yakını olmak durumunu ifade etmek açısından çok iyi bir kelime aslında.

SEVDİĞİN HASTA!

İncil’in iyi bilinen bir ayetinde, Hazret-i İsa’ya bu sözleri söylerler: ‘Efendimiz. Sevdiğin kişi hasta’ Söz konusu olan İsa’nın yakın bir arkadaşıdır ve bu durumun onu ne kadar üzdüğünü de yazar İncil.

Üzülmemek elde mi? Çok sevdiğimiz bir dostumuzun ya da yakın bir aile ferdimizin, ciddi bir hastalığa yakalanması, hiç de sıradan bir durum değildir. Bu gibi durumlarda insan çoğu zaman ne yapacağını bilemez, çeşitli, yoğun tepkiler verebilir: Örneğin, ‘Neden biz?’, ‘Neden benim sevdiğim bu kişi? Neden annemin, babamın, dostumun başına geldi bu?’ diye sorabiliriz. İsyan edebilir, içimize kapanabilir, reddedebiliriz.

Hasta yakını olmak: “Refakatçilik”

Kolay bir şey değildir gerçekten. Yukarıda sayılanlara benzer şok tepkileri, genellikle bir alışma süreci ve ‘Evet, şimdi ne yapmam gerekiyor?’ sorusu izler. Yapmamız gereken şey belki de ‘refakatçilik’tir. Belki hastamız hastanede yatmıyor olabilir. Ama yine de ‘refakatçilik’ hasta yakınının tutumunu ifade etmek açısından çok iyi bir kelime aslında. Ona hastalığı boyunca refakat etmek: Dostumuza, sevdiğimize yapabileceğimiz en büyük iyilik budur. Refakat kavramı “yanında olmayı” içerir. Yoldaş olmak, yolu birlikte yürümek, tek başına yapamayacağı şeyler için ona yardım etmek. Evet, hastanede yatan yakınlarımıza yaptığımız şey de bunlar değil midir?

Evet, bu ‘refakatçilik’ konusu bazı hastalıklarda tahmin edilenden daha uzun (bazen ömür boyu) sürebilir ve unutmamalıyız ki yapabileceklerimizin bir sınırı vardır.

Hasta yakını kendisini feda mı etmeli? Suçluluk duygusu

Bir yakını kanser hastası olan bir kişinin bu durumdan psikolojik bakımından hiç etkilenmemesi pek olası bir durum değildir. Ya da Alzheimer, felç gibi rahatsızlıklar, hasta yakınlarının hayatlarını birçok bakımdan zorlayan durumlardır. Şizofreni gibi zihin sağlığı ile ilgili sorunlar da öyle. Bu gibi durumlarla tek başımıza başa çıkamayız. Söz konusu kişiyi ne kadar sevsek de, onun ne kadar yakını da olsak, bizler Süpermen ya da robot değiliz.

Yakınlarımızın hastalıklarında onlara iyi ve yararlı bir ‘refakatçi’ olabilmemiz, bu zorlu süreçte yaşamı onların yanında yürüyebilmemiz için, kendi yaşamımıza, sağlığımıza ve moralimize de dikkat etmemiz gerekir. Morali bozuk bir hasta yakınının, hasta için işleri kolaylaştırmayacağından emin olabilirsiniz.

Bu nedenle, eğer benzer bir durumdaysanız, bir yakınınız ağır bir hastalık yaşıyor ve sizin yardımınıza, varlığınıza ihtiyaç duyuyorsa, bunu kendinizi kurban etmeden yapın. Ve böyle yaptığınız için de hiçbir suçluluk hissetmeyin. Suçluluk duygusu bütünüyle yararsızdır. Sizin kendinize ait bir yaşamınız ve sorumluluklarınız ve elbette yakını olduğunuz, sevdiğiniz başka insanlar da var.

Bütün bunların sağlıklı bir dengesini yaşam içinde deneyerek kendiniz bulabilirsiniz. Bu konuda arkadaşlarınızdan yardım almak, gerekirse psikolojik danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak da iyi bir fikir olabilir. Kendinize ve kendi yaşamınıza zaman ayırabilmeniz, göreceksiniz, hastanızın üzerinde de olumlu etkiler yaratacaktır.

Elimizden geleni yapmak, yardımcı olmak, iyi bir yol arkadaşı olmak, elbette üzülmek, ama bütün bunları kendimizi yok edercesine yapmamak. Herkes için işleri kolaylaştıracak en iyi ‘refakatçilik’ biçimi bu olsa gerek.


Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir