İmaj

Kişisel Gelişim
Sosyal Medya
  •  
  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares

Nasıl göründüğümüz yani imajımız bizi belki de düşündüğümüzden daha çok ilgilendiriyor. Bunun için harcanan paralar astronomik boyutlarda. Ancak imaj gerçeğin ta kendisi midir? Gerçeğin yerine geçebilir mi? Ve “iyi” imajımız bize gerçek mutluluk verebilir mi?

İmaj Hiçbir Şeydir, Mutluluk Her Şey

Görünümünüze önem verir misiniz?

Bu soruyu çok duymazsınız. Çok popüler bir soru değildir. Ancak cevabı üzerine çok düşünüldüğü aşikâr.

‘İmaj’ dediğimiz kavram en basit tabiri ile ‘resim’ demek. Başka insanların size yansıyan resimleri veya sizin ayna karşısında özene bezene yarattığınız insanlara göstermeye çalıştığınız resminiz.

İnsanların sizi nasıl gördüğü önemli; görünmesini istediğiniz görüntünün insanlarca kabul gördüğü fikri bizleri memnun ediyor.

Bu konu, çok önemsiz görünüyor ancak hayatımızda ne kadar önemli bir alanı işgal ettiğini bilseniz şaşarsınız.

Zayıflama çayları, göbek yağları

Mesela ayna karşısına geçtiniz, ayna karşısında kendinizi biraz kilo almış gördünüz.

Hemen internette “zayıflama çayları, ilaçları, bulimia hastalığına yakalanmadan yağlarımı nasıl eritirim” yazıyorsunuz, milyonlarca sonuç ve alternatif çıkıyor.

Bu yüzden her yıl binlerce insanın (abartmıyorum, küçük bir araştırma yapabilirsiniz) canından olduğunu biliyor muydunuz?

Zayıflama ile ilgili sektörün büyüklüğü ise akıl almaz. The Economist dergisinin yazdığı ‘Obez Ekonomisi’ yazısına göre zayıflamayla ilgili yapılan harcamalar, sıkı durun,  350 milyon dolar!

Siz sadece haplar, çaylar diye düşünmeyin bunu. Nüfusun önemli bir bölümü yağ aldırma ameliyatları yapıyor. Bunun doktoru var, ameliyathanesi var, yatması var, kalkması var!

Yine ayna karşısına geçtiniz ve giydiklerinizin çok ‘demode’ olduğunu düşündünüz. Giyim sektörüne de 4 milyar dolar harcama yapıyoruz.

İş sadece bel ve basen yağlarından kurtulmak ve giyim kuşam harcamalarıyla da bitmiyor.

Saçlarınıza, kokunuza, dişlerinize, harcadığımız parayı düşünelim.

İmaj pazarlama

Küçümsemeyin, çünkü sosyal medyada imajları sayesinde zengin olup köşeyi dönen insanlar var. İnternet üzerinden kendileri için imaj pazarlayarak reklam sözleşmeleri yapan kişiler var.

Bunu bireysel olarak da düşünmeyin. Kurumların da bir imajı olduğunu biliyor muydunuz?

Anket şirketleri yıllardır kurumların insanlar gözündeki imajını takip ediyor. Size, kurumların sizin gözündeki imajlarını soruyor. Yani yediğiniz çikolata artık sizin gözünüzde ‘ben o çikolatayı yemem’ noktasına gelmişse, bu durum çikolatayı üreten kurumu ilgilendiriyor doğal olarak.

Reklam ve pazarlama sektörü ihtiyaçlarımız ve imajımıza olan yaklaşımımız üzerine kurulu çok büyük bir sektör.

Ünlü şef, yemek eleştirmeni, gurme yazar Anthony Bourdain demiş ki:

‘Her zaman gizli gizli mutlu olduğum zamanlar, programın çok güzel göründüğü ve kameramanlarımın güzel resimler (“imaj” lar) yakaladığı zamanlardır.’

Bu cümleyi biraz irdelemek niyetindeyim. Söylediği cümlenin anlamı: Görünürdeki her şeyin ‘iyi görünmesi’ beni mutlu eder. Benim (Bourdain’in) hazırladıklarıma bakanların bundan mutlu olması da beni mutlu eder.

Görüntünün, show’un, gösterinin içindeki herkes göründüğü kadar mutlu değil.

Ünlü şarkıcı Freddy Mercury’nin de dediği gibi; ‘Gösteri devam etmeli’.

Zevahiri kurtarmak

Ancak gösterinin arkasındaki hayatların ‘zevahiri kurtarmakla’ geçtiğini bilmek gerekiyor.

Herkes mutlu görünüyor veya imajı düzelince mutlu olacağını sanıyor ama gerçek mutluluk arayıp bulmak bu düşünceden kurtulmaktan mı geçiyor acaba.

Kameraların önünde mutlu veya gerekirse mutsuzuz. Şimdi kameraları, gözleriniz ve düşünceleriniz olarak düşünün.

Barış (Manço) abimiz ne demiş: “Zürefa’nın (‘zariflerin’, üst tabakadan insanların) düşkünü, beyaz giyer kış günü.”

Yani çevremiz, ortamımız uygun olsun olmasın, görüntüden ödün vermiyoruz!

Etrafımızda yaşanan dünya bu düzen üzerine kurulmuş. Dünya “imaj dünyası”.

Sadece koskoca bir sektör veya alışveriş hayatından da bahsetmiyorum.

Kültürümüzün ve davranışlarımızın büyük bir çoğunluğu imaj üzerine kurulu. Şimdi size bir cümle söyleyeceğim, eğer şimdiye kadar duymadıysanız çok şanslısınız:

‘El âlem, konu komşu ne der sonra’

Ailenizin imajının, etrafa verdikleri görüntünün ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatayım. Bir aile, çocuklarının aile imajıyla ilgili yol açtıkları bir sorun yüzünden, onlara önemli zarar verebilir.

Etrafa verdiğimiz görüntüye halel gelecek fikri yüzünden insanlar kendi oğullarını, kızlarını, hatta eşlerini öldürüyor.

Bu yüzden ailelerin dağıldığına inanabiliyor musunuz?

Yazdıklarımdan kendimize veya görünüşümüze dikkat etmeyelim fikrini çıkartmayalım.

Gerçek mutluluk nerede?

Ancak asıl mutluluk bunlarda mıdır? Hayır, gerçek mutluluk, yaşam amacı, bunlarda değildir.

Hayata amacı, nasıl göründüğümüz, insanların bizi nasıl gördükleri fikrinin etrafında toplanamaz. Bu, hayatın da doğanın da amacına terstir.

Başlıkta yazdığım slogana katılıyorum; yemek, barınmak, sağlıklı olmak gibi birincil ihtiyaçlarımız yeterince karşılanmıyorken görünüşe yatırım yapmak bana saçma geliyor.

İç dünyamıza, karakterimizde olması gereken değişimlere, aynı şekilde özen gösteriyor muyuz?

Bir insanın iyi giyimli, makyajlı veya fit olması, kaslı bir vücuda sahip olması birincil ihtiyaçlarına, karakterine de aynı özeni gösterdiği anlamına geliyor mu?

Yalancı, dedikoducu, küfürbaz, ahlaki değerlere uzak olmak ile giyim kuşam veya fit olmak arasında bir seçim yapmamız gerekse hangisini seçerdik?

İnsanları dış görünüşüne göre yargılayan, mantık hataları ile dolu garip bir düzen içerisinde yaşıyoruz.

Yürek diye tabir edeceğimiz iç dünyamız ise çöküntü içerisinde. Yanlış bir tespit yaptığımı düşünmüyorum çünkü bu tespit hayatın kendisi olmuş.

Hatta, ‘Önemli olan iç güzelliği’ cümlesini dilimizden düşürmeden dış güzelliğine prim veriyor olmamız da bunun kanıtı değil mi?

Kutsal Kitap’taki, “Tanrı insanın gördüğü gibi görmez; insan dış görünüşe, Tanrı’ysa yüreğe bakar” diyen söze kulak vermek lazım. Dış görünüşe önem veren dünyasal sistemin bir parçası olmak kaçımızın hoşuna gidiyor bilmiyorum.

Bunu değiştirmeyi bırakın, bunun farkında olmak bile artık bir meziyet sayılıyor.

Bu durumdan mustarip olup da bu çarkın dişlileri arasında eriyen kaç insan var acaba?

Belki de ‘cehalet erdemdir’ deyip kalabalığın arasına karışmak gerekiyor!

Ya da değişime içerden başlamak gerekiyor. O zaman dış görünüşünüz ve insanların size bakış açısı da değişecektir.

İçinizin (yüreğinizin) değiştirilmesi; emin olun bu dış görünüşünüze de, yani imajınıza da yansıyacaktır.


Sosyal Medya
  •  
  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares
Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir