Dünyanın En Öfkeli Canlıları

Kişisel Gelişim Sosyal Yaşam
Sosyal Medya
  •  
  • 1
  •  
  •  
  • 4
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    5
    Shares

Bu dünya adil bir dünya değil. Maalesef bu yüzden de dünyanın en öfkeli canlıları olduk. Öfke insani bir duygu. Ancak bu kadar çabuk öfkelenmek ne kadar doğru? Aranızda trafikte öfkelenmeden araba süren biri var mı? O arkadaş ile tanışmak istiyorum. Çünkü öfkelenmeden araba kullanmak yıllar süren bir odaklanma, arınma, dinginlik istiyor. Açıkçası ben zorlanıyordum, zorlanmayan birisi varsa onu tebrik ediyorum.

Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Zira ‘yol öfkesi’ gibi bir terim ortaya çıkmış. Yol vermedi diye birbiri ile sokak ortasında kavga edenlerden, arabanın içinden birbirine galiz küfürler savuranlara kadar.

Zannetmeyin ki durum sadece trafikle veya sürücü olmakla sınırlı: Herkes sinirli… Birkaç saniye fazla mı beklediniz? Sizi bekletenin vay haline! Yanınızdaki kişinin küçük bir yanlışını mı gördünüz? Yanlış yapan kişinin vay haline!..

Arabamı muayene ettirmek üzere sıraya girdim. Orada bulunan görevlinin beni yönlendirmesini dinlerken arkamdaki iki adam kavgaya tutuştu -vay sen bana şu sıraya gir nasıl dersin, ben de sana uyup girdim, senin işin erken bitti! Çok şaşılacak hızda birbirlerine küfretmeye, tehdit etmeye başladılar.

İnsanların bu kadar hızlı bir şekilde birbirlerinden nefret etmeleri beni meraka sürüklüyor. Karşımızdakini o kadar iyi tanımıyoruz, ondan nefret etmemiz için herhangi bir neden yokken, birden ortaya çıkan herhangi bir neden onu öldürecek seviyeye getiriyor bizleri. Sıfırdan 100 km’ye 3 saniyede çıkan arabalar gibi sevmek ile öldürmek arasındaki mesafeyi öyle kısa sürede alıyoruz ki şaşmamak elde değil.

Hakkımızın yendiğini, gasp edildiğini düşünürsek, karşıdakinin bizi haklı görmediğini sezersek, hemen tırnakları çıkartıyoruz.

İncil çok yerinde bir tespitte bulunuyor.

Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı’nın gazabı gökten açıkça gösterilmektedir.  Çünkü Tanrı’ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı’nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O’nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur. 

Yani insanların hepsi ilk önce Allah’a haksızlık etmektedir. Allah’ı bilip tanıdığımız halde onu yüceltmiyoruz; günah işliyoruz. Uzun lafın kısası, en büyük haksızlığı ‘Yaradanımıza’ yapıyoruz. Bunun sonucunda da Allah’ın vereceği bütün cezaları hak ediyoruz.

Kendinizi haklı gördüğünüz bir konu düşünün. Hakkınızı nasıl da ararsınız değil mi? Yukarıda verdiğim örneklerden birisinin kahramanı kesinlikle sizsiniz.

Hiç günah işleyerek Allah’a haksızlık ettiğinizi düşündünüz mü?

Peki ‘yaradanımız’ bizim davrandığımız gibi davransaydı, her günah işlediğimizde bizden bunun hesabını sorsaydı neler olurdu? Herhalde dünyada insan kalmazdı. Dünya üzerinde kimsenin Allah’tan hakkını araması mümkün değil. Herkes haksızdır.

Bu dünya adil bir dünya değil, adil olsaydı insanlar kendilerine yapılan haksızlıktan çok kendilerinin Allah’a yaptıkları haksızlıklar konusunda kaygılanırdı. Bu yüzden trafikte birine bağırırken utanmalıyım, sıram alındığında öfkelenirken aklıma bu konu gelmeli. Ben en büyük haksızlığı yapıyorum.


Sosyal Medya
  •  
  • 1
  •  
  •  
  • 4
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    5
    Shares
Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir