Kaygı

Kişisel Gelişim
Sosyal Medya
  •  
  •  
  •  
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Genellikle fark ediyorum ki şirketlerin ve kampanyaların tek bir ortak mesajı var insanlara: “Bir şeyler satın almıyorsan ya da bir şeylere abone olmuyorsan, hayatını olabileceği kadar iyi hale getirmiyorsun!” Görünen o ki tanıtılan ürünü satın aldırabilmek adına psikolojik baskı uygulanmakta. Yeteri kadar iyi olup olmadığımızı, yaptıklarımızın ve yaşantımızın doğru olup olmadığını veya uygun ürünleri tüketip tüketmediğimizi merak edip sorgulamak kolaydır. Bu reklamlar da bize, eğer önerilerini dinlersek belki hayatımıza bir şekilde yön verebileceğimizi vaat ediyorlar.  Ayrıca işimizdeki verimimizin artacağı ve genel olarak hayatın tadını daha çok çıkaracağımız fikrini aşılıyorlar.

Para Biriktirmek

Düzenli olarak para biriktirmek konusunda kendimi zorlarım. Hatta bu konuda hep daha iyisini yapmaya, biriktirdiğim para miktarını arttırmaya çalışırım. Özellikle de gelecekteki emekliliğim için yaparım bunu. Aile içerisinde tek tam zamanlı çalışan benim. Bu da sadece benim gelirim ile geçindiğimiz anlamına geliyor. Yaşamak için kesinlikle yeterli ama uzun dönemde para biriktirebilmek adına pek de yeterli sayılmaz.

Eşimin ev hanımı olarak kalması durumunu da hesaba kattık. Onun evde bulunması büyümekte olan çocuklarımız için güven verici. Bu durumun onlar için paha biçilmez bir hazine olacağına eşim de ben de gönülden inanıyoruz.

Gelecekle İlgili Kaygı

Ama bir baba ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğunu taşıyan biri olarak, keşke daha fazlasını yapabilseydim dediğim günler de oluyor ister istemez. Böyle ürpertici duygular hissettiğimde ise gelecekle ilgili kaygılarım tetikleniyor. Emeklilik için para biriktirmek, gelecekteki hayatımın için, en azından kısmen, bir güvence kaynağı olmalı diye düşünüyorum.

Küçüklüğümden beri birçok insanın bütün gün boyunca neredeyse aralıksız çalıştığına tanık oldum. Hayatımın böyle olması gerektiğine inandığım için bu çalışma tarzını kendime örnek aldım bir süre.

Bir insanı çalışma hayatına bu şekilde bakmaya iten birçok sebep var elbette. Belki biri parasal olarak sıfırdan hayata başlamıştır ve bunu tekrar yaşamak istemiyordur. Ya da daha önce bir dönem işsiz kalmıştır tekrar aynı şeyi yaşama korkusu beyninde nüksedip duruyordur.  Bu yüzden de gereğinden fazla çalışmak gelecekte yaşayabileceği işsizliğe karşı bir çeşit savunma mekanizması işlevi görüyordur. Belki onlar da benim para biriktirme konusunu düşündüğümde genellikle hissettiğim baskıyı hissediyorlardır.

Kendimizi Geliştirmek

Yaşadığımız birçok baskının kendimizi daha çok geliştirmeye ittiğini düşündüğüm zamanlar olur. O zamanlarda bunun altında daha derin anlamlar olup olmadığını sorguluyorum hep. Belki de hayatlarımızı iyileştiren her şeyin içinde bir çeşit ruhsal kaygı vardır. Bazen düşünüyorum da, hepimiz bir şekilde kendimizi ve geleceğimizi belirli kaygılardan, acılardan ya da anlamsızlıklardan arındırmaya çalışıyoruz. Böylece hayatlarımızı garanti altına almak istiyoruz.

Ben de elbette geleceğim için maddi birikim yapma konusunda bu tarz bir baskıya maruz kalıyorum, kaygı hissediyorum. Ama buna karşın, hayatımı ve enerjimi bu bu yolda harcama konusunda istekli değilim… Umursamaz olduğumu düşünmeyin. Kendi maaşımla ay sonuna kadar ucu ucuna geçinmekten kurtulacağımdan, emeklilik için köşeye biraz para atabileceğim günlerin geleceğinden eminim (umarım yanılmıyorumdur). Bu nedenle de, geleceğime yönelik doğru işler yapıp yapmadığımla ilgili bir kaygı hissettiğim zamanlarda, kendimi diğer insanlara göre daha kolay yatıştırabiliyorum.

Ama itiraf etmeliyim ki bunu her zaman nasıl yapabileceğimi kestiremiyorum. Üstelik benim bu konudaki yöntemlerim diğer insanlarınkinden biraz farklı olabilir.

Fakat bunun umursamazlıkla herhangi bir ilgisi yok. Benim için tamamen umudumu bağladığım yer ile bağlantılı. İsa Mesih’in dünyasal işlere ve gelecekle ilgili daha az kaygı duyulması gerektiği çağrısına bir Hristiyan olarak ciddiyetle kulak veriyorum.

Peki ya sen? Hayatının hangi alanlarında bu gibi zorluklarla mücadele ediyorsun? Geleceğini bir şekilde güvence altına alabilme konusunda, örneğin ekonomik açıdan, kaygılanıyor musun?

Yaşadığın kaygı günlük hayatında ne gibi etkiler bırakıyor?

Ya da bulunduğun anı hissederek yaşamayı ve gelecekle ilgili daha az kaygılanmayı deniyor musun? (Tabii ki umursamazca davranarak hayatını riske atmak anlamına gelmiyor bu.)

Veya başka yaklaşımların mı var hayata karşı?

Varsa ve bunları bizimle paylaşmak istersen, memnuniyetle dinlemek isterim.


Sosyal Medya
  •  
  •  
  •  
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share
Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir