Umut

İnanç
Sosyal Medya

İnsanlardan “umut” sözcüğünü duymak için çok çaba sarf etmemize gerek yok. Bu açıdan bakarsak her gün kullandığımız bir sözcük, umut.

  • Umarım yarın piknikteyken yağmur yağmaz!
  • Umarım evliliğim sorunsuz geçer! 
  • Yeni yılım inşallah güzelliklerle dolu geçer!
  • Beni affedecek mi acaba?
  • Umarım ikinci atışta hedefi tuttururum!

Aslında umut, Hristiyanlığın temel taşlarından biri ve imanlıların dualar ve ilahilerle dillendirdikleri bir erdem. Acaba Hristiyanlıktaki umudun farkı ne?

Hristiyanların umutları

Hristiyanların umutları diğer insanların umutlarıyla büyük ölçüde aynıdır. Uzun ve sağlıklı bir hayatımızın olması, anlamlı bir iş yaparak dünyada iz bırakabilmek, çocuklarımızın hiçbir eksiği olmaması gibi umutlar. Bunları umut etmeyen var mıdır? Bizim, buna ek olarak, diğer insanların “peri masallarına inanmak” gibi aptallık olarak nitelendirdikleri bir umudumuz daha var. Aslında “peri masalı” kötü bir yaklaşım değil çünkü Hristiyanlar aynı ninelerimizin masallarda anlattığı gibi, bir “mutlu son” umut ediyorlar.

Kötü ve korkunç gerçekler

Hristiyanlar da dünyaya diğer insanlar gibi bakıp birçok problemin olduğunu görürler. Aslında bu tam olarak yeterli bir ifade değil. Biraz daha kötü ve korkunç gerçeklere değinelim. Bebeklerin öldüğü, sevdiklerimizin kanser olduğu, insanların sevgililerinden ayrıldıkları, işlerini kaybettikleri, cinayete, hırsızlığa ve tecavüze kurban gittikleri, evlerinin haczedildiği bir dünyada yaşıyoruz. Tabii ki dünyada bizi mutlu eden umut veren iyi şeyler de var. Ama bazı zamanlar korkunç durumlar etrafımızı sarabiliyor. Bazen de yatağa gidip günün bitmesini bekleyesi geliyor insanın.

Hristiyanlar olarak Tanrı’nın işleri yerine koyacağına dair inancımız var. İnanması zor olsa da (karamsar yapılı biri olduğumdan benim için de bazen zor) Kutsal Kitap bir gün hiçbir kötülüğün olmayacağı sözünü veriyor; ne bir cinayet, ne acı, ne korku ne de ölüm olacak. İsa Mesih’in geri dönüp bütün kötülükleri ortadan kaldıracağı gün olduğuna inandığımız dünyanın son zamanından bahsediyorum. Hristiyanlar bunun aniden, beklemediğimiz bir zamanda gerçekleşeceğine inanırlar. Bu umut Tanrı tarafından verildiği için sarsılmazdır. Tanrı dünyayı yargılayıp kaosa, korkuya ve kötülüğe bütünüyle son vererek insanlığı ilk baştaki tasarısına uygun hale getirecektir. Bu nedenle Mesih’in havarisi Yuhanna’nın açıkladığı zamanı dört gözle bekliyoruz:

Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “İşte, Tanrı’nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O’nun halkı olacaklar, Tanrı’nın kendisi de onların arasında bulunacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.”

Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi. Sonra, “Yaz!” diye ekledi, “Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir” (Vahiy 21:3-5).

Nihai umut

Yani, Hristiyanların, dünyanın sonunda Tanrı’nın ufuk çizgisinde belirip bütün işleri yoluna koyacağına olan inançtan dolayı “nihai” umutları vardır. Ama bu, bulutlardan oluşan sıkıcı bir yerde bütün gün oturup arp çalacağımız anlamına gelmesin. Karikatüristler Hristiyanların umut ettiği cenneti tasvir etme konusunda gerçekten de başarısız bir iş çıkarmışlardır. Bizim beklediğimiz gerçeklikte çeşitlilik, yaratıcılık, ilginçlik, mutluluk, zevk, sevinç gibi bütün güzel şeyler bir arada olacak. İnsanların yapacağı ve seveceği ilginç şeyler de olacak. Kısaca her konuda her şeyin en iyisi gerçekleşecek. Geleceğimizin böyle olduğunu bilmek bize umut veriyor.

Bu durum da Hristiyanlar arasında ilginç konuşmalara yol açabiliyor. “Alt tarafı ölüm,” gibi bir söz duyabilirsiniz onlardan. Ya da bir Hristiyan, sevdiği birinin cenaze töreninde, “En azından şimdi güvende ve iyi” diyebilir. Bu tür sözler kulağa garip gelebilir ama gerçeği ifade ederler.

Hristiyanların sahip olduğu umut günümüzle de oldukça ilintili. Hristiyanlar, insanlar dahil yarattığı her şeyi sınırsızca seven ve iyileştirip düzelten bir Tanrı’ya inanırlar. O’nun yaptığı işleri, etrafımızdaki insanları gördüğümüz gibi göremeyiz belki. Ama biz kavramakta zorlansak da Tanrı’nın Kutsal Ruh’uyla yaptığı işlerin tamamen gerçek ve güçlü olduğuna imanımız tamdır.

Güvendiğimiz Tanrı

Böylece birçok duruma diğer insanlardan daha farklı tepkiler veririz. Güvendiğimiz Tanrı’nın karakterini bildiğimizden, en zor zamanlarda bile içimiz rahattır. O’nun güvenilir ve sevecen olduğundan emin olduğumuz için en tehlikeli durumlarda bile korkmayız; çünkü gözünün üzerimizde olduğundan ve bizimle yürüdüğünden kuşkumuz yoktur. Bu da bir tür, “bugün için” umuttur.

Sonuç olarak Hristiyanların hem “nihai” hem de “bugün için” umutları var.  Bu güçlü umut da pes etmememizi sağlıyor, bize esenlik ve cesaret veriyor. Bu umut, yataktan kalkıp günümüzü, hayatımızı acısıyla tatlısıyla yaşamamız için bize güç veriyor.


Sosyal Medya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir